Karakol Cemiyeti

karakol cemiyeti, talat paşa
karakol cemiyeti

GİRİŞ:

Millî Mücadele esnasında kurulmuş pek çok cemiyetin arasından belki de en önemlisi Karakol Cemiyeti’dir. Kürdistan Teali Cemiyeti, İngilizler Muhipler Cemiyeti gibi Millî Mücadele’ye köstek olmak isteyen cemiyetlerin birinci düşmanı Karakol Cemiyetiydi.  Talat Paşa’nın yurttan ayrılmadan önce başlattığı bu hareket büyüyerek memleketin öbür ucu olan Sivas’a kadar gidecekti. Fransızların, İngilizlerin silah depolarına baskınlar düzenleyen bu cemiyet Millî Mücadele’ye karşı vazifesini tam layıkıyla yapmaktaydı. Baha Said Bey’in başına buyruk hareket etmesinden kaynaklanan hata nedeniyle cemiyet kapanarak siyaset hayatına feda etmiş olacaktır.

KARAKOL CEMİYET’İN KURULUŞU:

Karakol Cemiyeti, Talat Paşa’nın fikri direktifi ile İttihat ve Terakki’nin İaşe Nazırı olan Kara Kemal ve Kara Vasıf Beyler tarafından kurulmuştur. Sivas kongresinde ise Cemiyeti Kara Vasıf Bey temsil etmiştir. Cemiyetin çalışmaları genellikle genel kuvvet, silah, mühimmat, malzeme sağlanmasıdır. Birçok Fransız silah depoları basılarak Millî Mücadele’ye silah bağışlanmıştır. (Prof. Dr. Yücel Özkaya, Millî Mücadele Tarihi Makaleleri, Atatürk Araştırma Merkezi, s.102)Kara Vasıf Bey’in bu gizli cemiyetin kurulması yolunda Kara Vasıf’a söylediği gerekçe şudur: ‘’İngilizler, Ermeni sürgününe ve katline adı karışmış bulunan İttihatçıları birer birer tutuklamaktadırlar. Bir varlığımızı ancak bir teşkilatla korumak zorundayız. İttihatçılıkta sebat edecekler, gizli bir kuruluşla birbirilerine bağlanmalı ve bir parola kabul ederek birbirilerini tanımalıdırlar. Paşa ile aramızda – KARAKOL – kelimesi kararlaştırılmıştır. Bu ad, her ikimizin isimlerin başına ‘’Kara’’ lakaplarımızla müşterek bulunmaktadır. Bu parolayı (K.G.) diye kısaltarak hem Tal’at Paşa’nın dediği olur hem de ikimizin remzini taşımış bulunur.’’(Fetih Tevetoğlu, Milli Mücadele Yıllarında Kuruluşlar, Türk Tarih Kurumu, s.4)Görüldüğü üzere ki Karakol Cemiyeti İttihatçıları bir arada tutan bir cemiyet amacıyla kurulmuştur. Cemiyetin için de önemli isimlerden Kazım Özalp, Şükrü Oğuz, Dr. Galip Bey Refik İsmail ve Baha Said vardır. (Fetih Tevetoğlu, age, s.5) Fakat cemiyetin asıl kurucularından bahsedersek üç kişiden oluşur bunlar: Kurmay Albay Kara Vasıf Bey, Davavekili Refik İsmail Bey, Emekli Yüzbaşı Baha Said Bey. Cemiyeti genellikle eski Teşkilat-ı Mahsusa’ya mensup olanlardan oluşması gayet doğal bir meseledir. Nitekim Karakol Cemiyeti yurtta bulunan İttihatçıların dayanışma merkezi amacıyla kurulmuştu. Karakol Cemiyet’in varlığı İttihat ve Terakki açısından ne kadar önemli olduğunu Cemal Paşa’nın yazdıklarından anlayabiliyoruz: ‘’ Almanya’da ilk zamanlarda, faal bir siyaset takip edemezdik. Bu hal, Anadolu’daki milli hareketin, daha doğrusu İstanbul’da Karakol teşkilatının (Kara Vasıf Bey teşkilatı) zuhuruna [meydana çıkmasına] kadar sürdü. Anadolu milli hareketi vuzuh peyda edince, faal bir siyaset takip etmemiz lüzumlu oldu’’ (Aydemir Süreyya Şevket Süreyya., 1992, Enver Paşa III. Cilt. Remzi Kitap Evi İstanbul , s.559)  Cemal Paşa’nın bu mektubundan da anlayabiliyoruz ki Karakol Cemiyeti sadece dayanışma merkezi olarak kalmamış aynı zamanda yurt dışında olan İttihatçılarla itibar kurmalarında yardımcı olmuş. Karakol Cemiyeti’nin Sivas kongresinde İttihatçı olmadıklarına dair yemin etmeleri gayet normal bir durumdur. Nitekim Mondros Mütarekesi’nin getirdiği 7. ve 24. Maddelerinde güvenliği ihlal edecek bir durumla karşılasan Emperyalist devletlerin orayı işgal etme hakkını veriyordu. Bu durum karşısında da Millî Mücadele’yi tehlikeye atmamak için bu tür girişimlere başvurulması normal bir olaydır. Baha Said Bey, Karakol Cemiyetine eski İttihatçılardan olan Kel Ali, Yenibahçeli Şükrü, Çerkez Reşid, ve Şevkiyatçı Rıza Beyleri Karakol’a katarak Cemiyetin ‘’Yediler’’ diye bilinen faaliyet grubun kurmuştur.

Milli Mücadele ve Karakol Cemiyeti:

: Fetih Tevetoğlu, Karakol  Cemiyeti’nin programını 8 ana maddede toplamaktadır bunlar: 1.  Siyaset-i umumiye , 2. Propaganda ve Karakol Şubelerinin te’sisi ve teşkilatı; 3. Milli Ordu ve Muharebe Çeteleri teşkilatı, 4. Mühimmat, malzeme tedarik ve ihzarı, 5. Maliye hesabı, 6. Nakliyat ve sevkiyat, 7. Muharabe musavala , 8. Muamelat-ı zatiye, mahakim ve umur-u cezaiye. (Fetih Tevetoğlu, age, s.8) kongresinde Karakol teşkilatının nizamnamesinin dağıtılması esnasında Kara Vasıf Bey ve Mustafa Kemal Paşa’nın arasına da geçen diyalog fevkalade dikkat çekicidir:
 Vasıf Bey’e bu gizli teşekküllerin başkumandanız kimdir? diye sormuş o cevap vermeden,
— Sizin gizli baş kumandanınızın adını da söyleyin, bu Enver Paşa’dır.
— Kara Vasıf Hayır Paşam, yanılıyorsunuz bizim başkumandanımız sizsiniz.
Talât Paşa Berlin’den bize gönderdiği talimatta, “bundan sonra Başkumandanınız Mustafa Kemal Paşa’dır. Onun açtığı bayrak altında birleşiniz diye yazmıştır. (Hüsamettin Ertürk, İki Devrin Perde Arkası, Hatıraları Kaleme  Alan: Samih  Nafiz Tansu, İstanbul, 1996, s.349) Milli Mücadele’nin önderi olan Gazi Mustafa Kemal Paşa, Nutuk adlı eserinde Cemiyet hakkında şu sözleri söylemiştir: ‘’ “…Biz Erzurum’da kongre kararlarının her tarafça anlaşılmasını ve topyekûn uygulanmasını sağlayıcı tedbirleri almaya çalışırken, bize «Karakol Cemiyetinin Teşkilât-ı Umumiye Nizamnamesi ve Karakol Cemiyetinin Vezaif-i Umumiye Talimatnamesi diye basılı birtakım kâğıtların, bütün orduya, komutan, subay, herkese dağıtıldığı bildirildi.

Bu yönetmeliği okuyan bana en yakın komutanlar bile, bu teşebbüsün benden geldiğini sanarak, birçok şüphe ve kararsızlıklara düşmüşler. Benim bir yandan kongrelerle açıkça ortak millî faaliyetlerde bulunurken, bir yandan da esrarengiz ve korkunç bir komite kurmaya çalıştığım zannına kapılmışlar. Gerçi, bu örgütün ve teşebbüslerin ele başları İstanbul’da bulunuyorlarmış; fakat, teşebbüslerini benim ad ve hesabıma yapmakta imişler.

Karakol Cemiyeti’nin genel kuruluş tüzüğüne göre, genel merkez üyeleri, sayıları, toplantı yer ve toplanış şekilleri, seçim usulleri ve görevlendirilmeleri kesinlikle gizli tutulur.Genel Görev Yönetmeliği’nde de bir ‘millî ordudan’ söz ediliyor ve bu ordunun başkomutanı, büyük kurmay heyeti, ordu, kolordu ve tümen komutanları ile kurmayları seçilmiş ve tayin edilmiş olup gizli tutulur. Bunlar görevlerini gizli olarak yaparlar açıklaması okunur…” (Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk, Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları I. Cilt, (2006), s.99-100)  Ali Fuad Cebesoy, hatıralarında Karakol Cemiyeti’nin yaptığı yardımı şöyle ifade etmekteydi: 21 haziran 1919 akşamı Amasya’da son defa olarak toplanmıştık. Samsun Mutasarrıfı Hamit Bey müstacel işleri dolasiyle içtimaımıza iştirak imkânını bulamamıştı. Miralay Refet Bey (Sayın General Refet Bele) seyahatten dönerek bize katılmıştı. Mustafa Kemal Paşa ordu erkânıharp reisi Miralay Kazım Beye bazı emirler dikkat ediyordu. Bir taraftan da İstanbul’a yazılan mektuplar tebyiz olunuyordu. Bunları bizimle beraber gelen maliye müfettişi Arif Bey götürecek, Kara Vasıf Beye verecekti. Tevziat onun vasıtasıyla yapılacaktı. Alınacak esvaplar da yine onun kanalından bize bildirilecekti. Bu fikri bize Hüseyin Rauf Bey vermişti. Kara Vasıf Bey ve arkadaşları İstanbul’da gizlice faaliyette bulunuyorlar, muhitlerini gittikçe genişletiyorlardı. Bu teşkilattan Mustafa Kemal Paşanın da haberi vardı. İstanbul’da bulunduğu sıralarda kendileri ile temas etmişti. (General Ali Fuad Cebesoy: Millî Mücadele Hatıraları, İstanbul 1953. s.74.

Cemiyet’in Bolşeviklerle olan ilişkisi tamamen Millî Mücadele’ye fayda sağlama düşüncesiyle gerçekleşmiştir. Bu temasları gerçekleştiren Baha Said Bey tamamen Türkçü ve Turancı olup Millî Mücadele’ye çalışıyordu. Rusya’nın silah, erzak, mühimmat ve para yardımı sağlaması için böyle bir girişimde bulunmuştur. Fakat bu olaydan Mustafa Kemal Paşa’nın haberi olmadığı için cemiyeti kapatılmasına yol açacaktır. Mustafa Kemal Paşa Karakol Cemiyeti şiddetle reddetme teşebbüsü tamamen kendisinden habersiz iş yapılma üzerindedir. Tevetoğlu kapatılma gerekçesini şu ifadelerle anlatıyor: Mustafa Kemal’in en yakınlarından biri olarak – vazife görürken, öte yandan Karakol Cemiyeti kurucularından İttihatcı emekli Yüzbaşı Said Bey’in Kafkasya’da Bolşeviklerle Karakol Cemiyeti ve Uşak Kongresi Hey’et-i İcraiyesi adına müzakereye geçmesi ve 11 Ocak 1920 Pazar günü anlaşma imzalanması, daha önce de belirttiğimiz gibi, Milli Mücadele’nin gerçek lideri Mustafa Kemal Paşa’yı tedbir almaya sevketmiştir.(Fetih Tevetoğlu, Milli Mücadele Yıllarında Kuruluşlar, Türk Tarih Kurumu, s.24) Mustafa Kemal Paşa’nın Karakol Cemiyeti’nin baş kurucusu olan Kara Vasıf Bey’e mühim görevler vererek onu Milli Mücadele’de yer vermesi ve 8 Ağustos 1919 günü tutuklu bulunduğu İstanbul Bekirağa Bölüğü’nden kaçarak Eylül ortalarında Mustafa Kemal’in emriyle Bolşeviklerden para, silah ve mühimmat yardımı alması için Halil Paşa’yı Bakü’ye yollaması Mustafa Kemal’in İttihatçı ayrımı yapmadığı ama İttihatçılığın ve İtilafcılığın yeniden hortlaması üzerine onu bazı konularda tedbir almasına yol açmıştır. Karakol Cemiyeti, her ne kadar Millî Mücadele’nin başarıya gitmesindeki yapı taşı olsa da. Baha Said Bey’in bu hatası yüzünden Cemiyet maalesef kapanmıştır.

UŞAK KONGRESİ VE CEMİYETİ’İN KAPATILMASI:

Karakol Cemiyet’in Bolşeviklerle görüşmesini yurt dışında olan İttihatçıların sağladığını söyleyebiliriz. Çünkü o dönemlerde Enver-Talat-Cemal Paşalar Bolşeviklerle temastaydı. Bu durumda da Mustafa Kemal Paşa, Karakol Cemiyeti’nin kendisine sadık kalınmasını istemekteydi. Cemiyet orduyu yavaştan sahiplenme hissine kapılarak başına buyruk hareketler ediyordu. Bu durumda ise Mustafa Kemal Paşa çok büyük rahatsızlık hissine kapılmıştı. Rahatsızlık duyma sebebi Cemiyet’in İttihatçı asıllı olduğu için değil kendisine haber verilmeden birtakım işlere imza atıldığı içindir. Gazi Paşa Nutuk’ta Karakol’un çalışmaları hakkında şunları yazmıştır: ” …Sivas’ta Kara Vasıf Bey’e gizli merkezin, gizli başkumandanın ve gizli büyük erlcdn-ı harbiyenin kimler olduğunu sorduğum zaman, “Hepsi siz ve arkadaşlarınızdır” cevabını vermişti. Bu büsbütün istiğrabımı mucip olmuştu. Bu cevap elbette ki makul ve mantıkf olamazdı. Çünkü, bana asla böyle bir tertip ve teşkilden kimse bahsetmemiş ve muvafakatımı almış değildi. Bu cemiyetin bilahare, hassaten İstanbul’ da muhafaza-i unvan ederek idame-i faaliyete çalışmış olduğu anlaşıldıktan sonra teşkilinde ve buna dair bizzarure bize verilmiş olan malilmatta, samirniyet bulunabileceği iddia olunamaz” (Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk,ATAM Yay.,Ankara, 1999,s.49)

Uşak Kongresi Karakol Cemiyeti’nin kurucularından olan Baha Said Bey’in Mustafa Kemal Paşa’ya haber vermeden Bolşeviklerle yaptığı anlaşmanın adıdır. Baha Said Bey anlaşmayı ‘’Karakol Cemiyeti ve Uşak Kongresi Heyet-i’’ adı altında imzalamış ve bu heyetin de Türkiye’de ki ihtilal hareketini temsil ettiğini vurgulamıştır. (Dr. Betül Aslan, Yeni Belgelerin Işığında Karakol Cemiyeti, Uşak Kongresi ve Karakol Cemiyeti’nin Bolşeviklerle Yaptığı anlaşma, s.40) Baha Said Bey, her ne kadar Milliyetçi bir karakter olsa da Bolşeviklerle yaptığı anlaşma kendi çıkarları doğrultusunda değil tamamen Millî Mücadele’nin yararına olacak şekilde anlaşmayı imzalamıştır. Ancak bu habersiz olaylar karşısında Mustafa Kemal Paşa yukarıda bahsettiğim gibi, bazı tedbirler almak zorunda kalmıştır. Bu konu hakkında Mustafa Kemal Paşa 3 Mart 1920 yılında Kazım Karabekir’e bir telgraf çekerek Kara Vasıf ve Karakol Cemiyet’i hakkında şunları demiştir: “Gerek Vasıf Bey’i gerek rüfekasını Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetinin İstanbul heyeti merkeziyesi olarak tanıdığımızı yoksa siyaset-i dâhiliye ve hariciyede ayrı ayrı iki komitenin itilaf etmiş şekline delalet edecek her türlü muamelat ve tezahüratı katiyen reddettiğimizi, dâhilî, haricî tedabir-i siyasiye ve icraiyeden millete karşı, dünyaya karşı, tarihe karşı Heyet-i Temsiliyenin mesul olduğunu ve diğer taraftan kolordu kumandanları arkadaşlarımızın bu hususa dair nokta-i nazarları istihraç etmeden ve mütalaalarını almadan cemiyetimizin hiçbir taahhüdatta bulunamayacağını sarahaten ityan ettik. Ve Fî mâ bâ’d aynı tarz ve harekete devamları takdirinde kendileriyle muamele ve irtibatı katetmek mecburiyetinde kalacağımızı yazdım” (Atatürk’ün Tamim, Telgraf ve Beyannameleri IV, Atatürk Araştırıma Merkezi Yayınları, Ankara 1991, s. 243-244.) Betül Aslan’ın araştırmaları sonucunda elde edilen bilgilere göre Uşak kongrede alınan kararlar şunlardı:‘’”l-Meclisin bir dereceli ve serian intihap ettirilmesi, 2-Yunan aleyhine milli harbin devamı, 3-Kabinenin milletin itimadına layık surette teşkili, 4-Milli ordunun teşkili ve takviyesi, 5-Sivas gibi her levn vilayetin ikişer ve İstanbul’un bey murahhasıyla bir Merkezi Komitesi teşkil olundu” (Dr. Betül Aslan, agm, s.43) Fetih Tevetoğlu, Baha Said’in Kongre’ye gidişini ve Mustafa Kemal’in anlaşmayı yırttığını söyle ifade ediyor: ‘’Baha Said Bey, Bolşeviklerden sağlanacak yardım konusunu Mustafa Kemal Paşa’nın bilgisi  ve izni olmadan, önce İstanbul’da Sovyet Albayı İlyaveç’le görüşmüş; ve son Kafkasya’ya giderek bir yazılı anlaşma şeklinde getirmişti.  O ana kadar Milli Mücadele’ye, Heyet- i Temsiliye’ye büyük hizmet ve yararlıkları dokunmuş, hayatının sonuna kadar da Türklüğe hizmetleri sürecek Baha Said Bey, aslında samimi bir mücahit, iyi niyet sahibi bir Kuvay-ı Milliyeci idi. Fakat bu hayati Bolşevik yardımı konusunda kendi başına buyruk atılımı, son
derece sakıncalı idi. Nitekim, 11 Ocak 1920 Pazar Bakü’de, ‘’Komünist Partisi Kafkas Yöresi Merkez Kometisi’nden adı anılmayan bir temsilci ile Türkiye İhtilal Hareket’ni temsil ettiği iddiasıyla kendisini ‘’Karakol Cemiyet ve Uşak Kongresi Heyet-i İcraiyesi adına hareket eden Kafkasya’daki murahhas’’ diye takdim eden Baha Said Bey’in imzaladığı 15 maddelik anlaşma metni Mustafa Kemal Paşa’nın onayına gönderilince bu işlem reddolunmuştur.’’
(Fetih Tevetoğlu, Millî Mücadele Kahramanlarından: Baha Said Bey, (Biga 1882 – İstanbul 16 Ekim 1939), Atam Dergisi, s.219) Bu münasebetle anlaşma 11 Ocak 1920 yılında imzalanmıştır. Kara Vasıf vasıtasıyla da Mustafa Kemal Paşa’ya götürülmüştür. Anlaşmanın bazı maddeleri şu şekildedir:
1- Anlaşmayı yapan taraftar gerek memleketleri içindeki karşı ihtilallerde ve gerek dıştaki Batı Avrupa istilacı hükümetlerine karşı bütün vasıta ve kuvvetleriyle yekdiğerine yardım etme esası içinde koruma ve saldırmaya ilişkin bir sözleşme akd eder.
2- Anlaşmayı yapan taraftarın bu işbu anlaşmayı yapmaktaki başlıca amaçları;
a) Bütün İslam ülkelerinin Batı Avrupa emperyalistlerinin boyunduruğundan kurtarılması.
b) İran, Arabistan, Mısır, Hindistan v.b. gibi memalik-i İslam ülkelerinde Batı Avrupa’nın emperyalist burjuva hükümetlerine ve bilhassa Asya ve Afrika’da İngiliz emperyalistine karşı mücadele.
c) Bugün teşekkül etmiş bulunan ve Avrupa emperyalistlerine karşı açılan mücadele neticesinde teşekkül edecek olan Sovyet tarzı idaresinin kabili ve teyidini teminden ibarettir.
3- İşbu gayeye ulaşmak için Rusya Sovyetleri Cumhuriyeti zikri geçen Türkiye ihtilal teşkilatına silahlı, mühimmat ve para vesair tedarik ve temini hususunda kemaliyle ibrazını taahhüd eyler. Türkiye ihtilal teşkilatı işbu anlaşmanın imzasından sonra silahlı, mühimmat ve para ihtiyacını Rusya Sovyetlerine bildirecek ve mezkur Sovyetler istenilen şeyleri ihmal göstermeden kabul ve icra edecektir.
4- Zikri geçen Türkiye teşkilatı Rusya Cumhuriyeti’nden talep eyleyeceği miktarda silahlı askeri kuvveti Denikin, Kolçak ve Rusya Sovyetleri Cumhuriyeti diğer düşmanlarına karşı, harp etmek için hazırlamayı taahhüt eder.
5- “5‐ Türkiye Geçici İhtilâl Hükümetini temsil eyleyen Karakol Cemiyet‐i İhtilâliyesi ve Uşak Kongresi Hey’et‐i İcraiyesi, Batum, İran, Afganistan ve Hindistan’da İngiltere aleyhine bir ayaklanma vücuda getirmek için gereken atılımlara hemen başlayacakları ve Rusya Sovyetleri Cumhuriyeti de gereken para, silâh ve mühimmatı kâmilen tedarik etmeyi taahhüt ederler.
(Tevetoğlu, Millî Mücadele Yıllarındaki Kuruluşlar, s.46-48)

Bunun üzerine Mustafa Kemal Paşa, Kazım Karabekir’e telgraf çekerek böyle bir anlaşmanın kati suretle imzalanmayacağını Baha Said Bey’in ifadelerinin yalan olduğunu belirtmiştir. Karakol Cemiyet’i Millî Mücadele’nin başlangıcında yaptığı büyük hizmetler bu olay yüzünden artık itibar görmüyordu.

Baha Said Bey, Kafkasya’da biraz daha kalarak oralarda bazı faaliyetlerde bulanacaktı. O sıralarda Enver Paşa’nın amcası olan Halil Paşa ve Fuat Sabit yanındaki bazı kişilerle Baha Said Bey ile Türk Komünist Fırkasını kuracaklardı.

Hasan Hasanusta






Paylaş

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Social media & sharing icons powered by UltimatelySocial